Bursa Mustafakemalpaşa Suuçtu Şelalesi Bisiklet Turu

Sonbahara yaklaşan tarihlere rağmen günü birlik hafta sonu yeni bisiklet tur güzergahları keşfetmeye devam ediyorum. Eylül ayının 25.günü ve yine bir pazar sabahı tek başıma yollara koyulmaya hazırım. Uzun mesafeli güzergahlarda hep yaptığım gibi yine yolumun büyük bir bölümünü aracımla katedip, bisiklet turuna daha uygun olan kalan yolları şehir bisikletim Giant Roam 2 ile devam etmeyi düşünüyorum. Bu seferki  rotam Bursa Mustafakemalpaşa ilçesi sınırları içerisinde bulunan Suuçtu Şelalesi. Tura çıkan tüm bisiklet severlerin yaptığı gibi rota planlamasını ben de hemen hemen hep aynı kriterlerden başlayarak yapıyorum. Bu sefer de öyle oluyor. Önce şehir merkezine uzaklık, havanın durumu, ne kadarlık kısmın araçla ne kadarlık kısmın ise bisiklet ile katedileceği ve en önemlisi bisiklet güzergah eğimlerinin tespitlerinin yapılması ile işe başlıyorum. Böyle bir turun toplamda kaç saat süreceği ile tur güzergahındaki yeme içme olanakları vs. gibi diğer tespiti gereken her şeyin düşünülmesi gerekiyor. Öncelikle hava durumu Eylül ayının sonlarına yaklaşmış olmamıza rağmen bisiklet turu için oldukça uygun. Tabi rakım olarak yüksekçe bir tepenin zirvesi olan bir yerde havanın bu mevsimde ne kadar serin olabileceğini de hesaba katmadan da olmazdı hani. (Ama yine her zaman olduğu gibi zirve tahminimden daha serindi ve ben yine üşüdüm!)

Önce Suuçtu Şelalesi hakkındaki kısa bilgileri sizlerle paylaşayım. Suuçtu Şelalesi Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin Çataltepe mevkii olarak bilinen ve Muradiyesarnıç köyü sınırları içerisinde bulunan bir yer. Bursa şehir merkezine yaklaşık 85-90 km civarında uzaklıkta. Şelalenin Mustafakemalpaşa ilçesine uzaklığı ise 17-18 km civarında. Bir fay hattının çökmesi ile oluşmuş şelale 38 metre yükseklikten aşağı akan suları ile meşhur. Mevsimine göre değişmekle birlikte suyun miktarı ve debisi değişkenlik gösteriyor. Şelaleye eski otantik dokusu bozulmamış birkaç köyün içinden geçerek ulaşılıyor. Yol virajlı ve zirveye doğru oldukça eğimli olmasına rağmen ulaşım bakımından asfalt yol olduğu için sorunlu değil. Yolun bir tarafında yükselti artıkça güzelleşen harika bir manzarası var. Yolun yanıbaşınızdaki kayın, meşe, çam gibi ağaçlar yolculuğunuza eşlik ederken bu güzellikleri yanında zirveye doğru yaklaşıldığında ise artan temiz havası ise tam bir oksijen deposu kıvamında. Bu şelalenin içme suyu kalitesi çok iyi olduğu için ilçenin içme suyunun buradan sağlandığını da belirtmeden geçmeyelim. Bursa merkezden çıkıp Bursa-İzmir karayolu üzerinden yaklaşık 1-1.5 saatlik keyifli bir araç yolculuğu sonrasında Mustafakemalpaşa ilçesi girişine geldiğimizde çok ünlü olan bu şelalenin ulaşımının çok kolay olduğunu zannediyorsunuz ama şehir içine girmeden bu şelaleye ait yön gösteren tabelalarını bulmakta biraz zorlanıyorsunuz. Cep telefonumun harita navigasyonuna rağmen ilk defa gidecekler için yolların şaşırılması mümkün. Ben ilçe merkezine gelmeden vatandaşlardan sora sora doğru yönü bulabildim. Aracımı Yalıntaş Beldesi giriş yolundan itibaren park ettikten sonra bisiklet ile tura buradan başlıyorum. Bu belde girişinden şelaleye varana kadar sapabileceğiniz bir başka yol olmadığından dolayı -köyiçi yollarına girmediğiniz de tabi- başka yollara sapmanız mümkün değil. Şelaleye varana kadar ki kısım aşama aşama eğimi artan asfalt yol ve hatırlatalım ki yaz döneminde pazar günü gidenler için şelalenin çok sayıda ziyaretçileri olduğu için biraz daha fazla araba trafiği ile karşılaşıyorsunuz.

Şelaleye varana kadar Yalıntaş mevkiinden başlayan bisiklet tırmanış yolumuz yaklaşık 18-20 km civarında. Bu güzergah boyunca önce Kayabaşı köyü’ne ulaşacak ve köyiçi yoluna girmeden tırmanmaya devam edeceksiniz. Bu arada yükselti yavaş yavaş artıkça ilçeye tepeden bakmanın doyumsuz güzelliğini de fark edeceksiniz. Köylerin arası yaklaşık 5-6 km ve aynı asfalt yol üzerinde sıralanmışlar. Kayabaşı köyünden sonra ki tırmanışların biraz azaldığı ve düz hale geldiği mevkide Sünlük köyüne varacaksınız. Burada bazı alanlarda yolun yokuş aşağı eğime girmesi uzun bir tırmanıştan sonra -bisiklet sürücülerinin çok iyi bildiği gibi- yokuş aşağı inişleri benim de bayağı hoşuma gitmişti. Bu köyün girişinde bir benzin istasyonu da göreceksiniz burada ihtiyaçlarınızı da gidermeniz mümkün. Bu köyü de geçtikten sonra rotanın son köyü olan Muradiyesarnıç köyüne ulaşacaksınız. Tabi bu köylere varmanız tahmininizden daha fazla yorucu ve zaman alıcı olacağını da hesaba katmanız gerekiyor. Ben bu köye vardıktan sonra şelaleye oldukça yaklaştığımı şelale civarlarından bisikletle dönen birkaç çocuğa sorduğumda “devam et abi çok az kaldı, tepede hemen şelale” dediklerinde zirveye çabucak varacağım için nasıl da sevinmiştim. Ama işin aslı öyle değilmiş meğer, evet görünüşe göre 3-5 km mesafe kalmıştı ama o mesafe zirvenin en dik yamaçlarına doğru kıvrılarak devam ettiğinden dolayı yolun sonu bir türlü gelmek bilmiyordu. Her bir eğimli yolun dönüşlerinde sona vardığınızı zannetmenize rağmen yeni bir dönüş daha olduğunu gördüğünüzde gücünüz artık yavaş yavaş iyice azalmaya başlıyor. Zirveye varmadan yolun kenarındaki akan dereden suyun akışını da görmeye başladığınızda heyecanınız biraz daha artıyor. Hele ki zirveye yaklaştıkça, şelaleden dönen arabaların sürücüleri bu kadar yokuş çıkan bir bisikletçiyi gördüklerinde, bu cesaretimden dolayı beni elleriyle takdir eden işaretler yapıyorlar. Zirveye kadar olan bu rotayı yaklaşık 2 saatte tamamlayabiliyorum. Üstelik dönüşe de zaman kalmasını istediğimden dolayı bu tırmanışta uzun dinlenme molaları da vermediğimi de bu arada belirtmeliyim. Ve zirveye vardığınızda milli park girişinin sağında bir kulübe var ve böylece buraya girişin paralı olduğunu da anlıyorsunuz. Ama nedense bugünün pazar günü olması ve oldukça çok aracın buraya park etmiş olmasına rağmen ben ve diğer araçlar ücret ödemeden giriş yapıyoruz. Giriş yaptıktan itibaren henüz şelaleyi görmeden önce suyun yüksekten dökülmesinden dolayı önce suyun gürleyen sesini duyuyorsunuz. Ben de şelaleden dökülen suyun sesini ilk duyduğumda bayağı heyecanlanmıştım. Ve zirvede mutlu son. Şelaleye vardığınızda o muazzam güzellik sizi bütün ihtişamıyla karşılıyor. İşte o an bütün yorgunluğunuzu bir anda unutuveriyorsunuz.

Artık kelimelerin anlatması yerine bu yazıdaki fotoğraflara baktığınızda ne demek istediğimi bu fotoğraflar size anlatıyor olacak. Bu arada şelalelin etrafında piknik yapılacak alanlar var,  bu alanların bazı yerlerinde ise az da olsa piknik masaları bile bulunuyor. Suyun akış hızına bağlı olarak zaman zaman şelalenin çok altına yaklaştığınızda su damlacıklarının sizi ıslatması da çok hoşunuza gidebilir. Bu arada sık ve yüksek ağaçlardan dolayı pek güneşi de göremediğiniz için hava size de oldukça serin gelebilir. Bu ayda bile buranın tahmin ettiğimden daha kalabalık olduğunu görünce şaşırıyorum. Bisikleti bir kenara bırakıp bol bol fotoğraf çekip bu doğa güzelliğinin tadını çıkarıyorum. Hafta sonu olması sebebiyle etrafta köfteciler, meşrubat ve diğer yiyecek satanları da görebiliyorsunuz. Ama yine de siz tedbiri elden bırakmayın ve mümkünse yiyecek ve içecek ihtiyaçlarınızı önceden hazırlayarak buraya gelmenizde fayda olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Yaklaşık bir saat kadar kaldığım ve şelalenin büyüleyici güzelliğini doya doya yaşadığım bu yerin fotoğraflarını o an sosyal medya üzerinden paylaştığımda daha önce buraya gelen arkadaşlarımdan aldığım tavsiyeleri de okudum. Buraya gelip görmeyenler için ise en kısa zamanda bu doğa güzelliğini keşfetmek için can attıklarını öğrendiğimde çok mutlu oldum. Tabi böyle bisikletli turları birkaç arkadaşınız eşliğinde yapmanın keyfinin mutlaka daha fazla olacağından eminim. Ama bazen yalnız başınızı da olsa bisikletiniz ile bu tür küçük kaçamaklar yapmanın insanın kendini dinlemesi, stresten uzaklaşıp doğa ile baş başa kalması ve bunun ne kadar keyif verici ve rahatlatıcı olduğunu bildiğim için -bisiklet süren arkadaşlarım beni çok iyi anlayacaklardır- bu turda da yine yalnız başıma yollardaydım. Dönüş yoluna çıktığımda ise huzur dolu bir turu daha tamamlayıp yeni yerler keşfetmeye hazır bir halde pedal basmaya devam ediyorum. Bilmiyorum sadece ben mi öyle hissediyorum ama ilk defa bilmediğim yerlere gittiğim zamanlarda, gidişlerde hep duyduğum gerginliği aynı yolun dönüşlerinde bu kez keyfe dönüştüğünü hissediyorum. Bunun belki de bilmediğiniz bir rotanın keşfedilmesi sonrasında dönüş yolunu artık bildiğiniz için o bilinmezlik ve belirsizliğin ortadan kalkmasının verdiği bir rahatlama duygusu olduğunu düşünüyorum.

Bir Yorum Yazın

Sedat Kartal

Sedat Kartal

Avukat / Bisikletçi / SK Blog Sahibi - İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporu merakı yanında basılı ve dijital medya alanında dergi editörlüğü ve görsel yönetmenlik yaptı. Webmaster site tasarımcılığı ile kendi kişisel blog ve avukatlık sitelerinin tasarımlarını hazırladı ve yayınladı.

Benzer Yazılar