Bursa Gölyazı (Apollonia) Bisiklet Turu

Bursa Gölyazı (Apollonia ad Ryndacum) bisiklet turu, şehir içinde yapılabilecek en rahat bisiklet sürüş güzergahlarından biridir. Bursa merkezden itibaren Gölyazı bisiklet turu ortalama 35 km kadar gidiş ve aynı mesafede dönüş olmak üzere toplamda yaklaşık 70-75 km’dir. Bu bisiklet tur güzergahı, bisikletçileri yormayan düzgün asfalt yolları ile eğimi zorlamayan ve uzun soluklu eğimleri olmayan ideal tur rotalarından birisidir.

Bizler bu rotamızı birkaç kez değişik tarihlerde bazen bisiklet süren diğer arkadaşlarımızla birlikte, bazen de tek başıma çıktığım bu turların en keyifli yanı, sürüşün gerek mesafesi gerekse zaman yönünden kendinizi dilediğiniz gibi özgürce geçirebileceğiniz bir rota olmasında saklı. Göl kenarında istediğiniz zamanı kendinize ayırabileceğiniz bu yere yolculuk yapma fikri sizi yol stresinden uzak tutmaya yetiyor. Aslında tüm güzergah boyunca hele ki hafta sonlarını (özellikle yaz aylarında ve pazar günlerini) seçerseniz gölyazı meraklısı çok olan bir bölge olması sebebiyle ziyadesiyle insan kalabalığına sahip olabiliyor. Şehir içi yollarının asfalt olmasına karşın Bursa-İzmir karayolu üzerinde seyahat ederken özellikle dönüş alanlarında trafiğe de oldukça dikkat etmeniz gerekebiliyor.

Bursa’da Uluabat gölü kenarında yer alan Gölyazı’nın biraz da tarihine bir göz atmakta fayda var. Gölyazı, Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden birisidir. Bursa-İzmir karayolunun 35. kilometresinde bulunan yol ayrımından 7 kilometre mesafelik bir yolla ulaşılan ve Uluabat Gölü’nün doğu ucunda, derin bir yarımadanın üzerinde kurulan beldenin tarihi M.Ö. 6. yüzyıla dek uzandığı tahmin edilmektedir. Gölyazı’nın bir özelliği de Apollon adına kurulduğu bilinen 9 civarı yerleşim yeri arasında, tatlı su kenarında kurulmuş olan bir yer olmasıdır. Gölyazı ilk adıyla Apolyont, Antik Çağ’da Bithynia ve Mysia arasında sınır olarak belirlenen çayın üzerinde bir kentti ve isminin ise Bergama Kralı 2. Attalos tarafından Kraliçe Apollonis’i onurlandırmak adına verildiği tahmin edilmektedir.

Gölyazı’nda su kemeri olduğu sanılan bir yapı ile “Taş Kapı” diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanı sıra, Kız Adası’nda bulunan “Apollon Tapınağı”nın kalıntıları, antik tiyatro kalıntıları, yarımadanın çevresinde kalıntılarına rastlanan surları, 19. yüzyılda burada yaşayan Rum azınlık tarafından yaptırılan kilise ve Manastır Adası’nda kalıntıları bulunan “Hagios Konstantinos Manastırı Kilisesi” bölgenin en ilgi çekici tarihi kalıntılarını bünyesinde bulundurmaktadır.  Bugün bu bölge SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Bugün “Ağlayan çınar” adıyla anılan ve beldenin yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün başında bulunan 400 yıllık çınar ağacı da bölgenin en ünlü  doğa harikasıdır.

Bisiklet turumuzda adaya girer girmez sizi şimdilerde “Gölyazı Kültür Evi” olarak kullanılan, ancak aslında adanın tarihi mekânlarından biri olan yakın geçmişte özellikle mübadele yıllarına kadar ibadet amacıyla kullanılmış “Aziz Panteleimon Kilisesi” karşılar. Devamında yıllardır bir köşede unutulmuş, kaderine terk edilmiş ve boynu bükük bir halde fark edilmeyi bekleyen yaşlı bir yel değirmeninin, geçtiğimiz aylarda restore edilerek Gölyazı’nın değerleri arasına alınması sizi sevindirecektir. Köy girişinde sizleri evlerinin bahçe önlerinde ya da Nilüfer Belediyesi’nin katkılarıyla kurulan küçük dükkanlardan yöreye ait meyveleri, katkısız ve doğal yollardan üretilen diğer yiyecekleri, yöreye ait hediyelik eşyaları da satın almanız mümkün. Özellikle gözlemeleri, kavunda dondurması ve göl manzarasına karşı kıyılarında sevimli bir şekilde sıralanmış lokantalarında göl balıklarından olan turna ve yayın balığını tadabileceğinizi bu yerlere uğramanızı tavsiye ederiz. Erken saatlerde buraya gelmişseniz eşsiz bir köy kahvaltısını da bu şirin yerde yapabilirsiniz. Özellikle doğal güzellikleri içinde değişik ve dar sokaklarında gezerken ya da göl kenarında kayıkların bulunduğu kıyılarda eşsiz fotoğraflar çekebilirsiniz.

Gölyazı’ya gelir gelmez, adacığın kıyıları boyunca sıra sıra dizilmiş sandallar dikkatinizi çekecektir. Ayrıca Uluabat Gölü’nün tamamında irili ufaklı 11 ada bulunduğunu da bilmek bizleri olduğu kadar sizleri de şaşırtacaktır. Bunlardan yakın olan birkaç adaya teknelerle de gölde tekne turu da yaparak ziyaret edebiliyorsunuz. Uluabat Gölü, leyleklerin göç yolu üzerinde olduğundan göl ve çevresi tam bir leylek cenneti. Kafanızı kaldırdığınızda  elektrik direklerinde ya da evlerin bacalarındaki yuvalarda göç zamanlarına denk gelirseniz leylekleri görmeniz kuvvetle muhtemel. Bu şirin yerde bisiklet ile gezmeniz çok fazla vakit almayacaktır. Ancak daha güzel ve yerleşim yerinin tepelerinden göl manzarasını seyretmek için merkezden yukarıda yer alan “Zambak Tepe”ye bisikletle çıkıp bütün göl manzarasını da yüksekten izlemek isteyebilirsiniz. Bütün yorgunluğunuzu da gönlünüzce dinlenebileceğiniz otantik çay bahçelerinde göl manzarası ile çay ya da kahvelerinizi yudumlayabileceğiniz mekanlarda dinlenerek vakit geçirebilirsiniz. Hele ki bu şirin beldenin güler yüzlü , içten ve samimi yaşlılarından özellikle uzun süredir burada yaşayanlardan yörenin dilden dile dolaşan ilginç tarihi yaşam hikayelerini dinlerken de müthiş bir keyif alabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Sedat Kartal

Sedat Kartal

Avukat / Bisikletçi / SK Blog Sahibi - İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporu merakı yanında basılı ve dijital medya alanında dergi editörlüğü ve görsel yönetmenlik yaptı. Webmaster site tasarımcılığı ile kendi kişisel blog ve avukatlık sitelerinin tasarımlarını hazırladı ve yayınladı.

Benzer Yazılar