Bisiklet Tarihine Kısa Bir Bakış

BİSİKLETİN TARİHİ

Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracıdır. Bisiklet sporunun da aracıdır. Yarış bisikleti, dağ bisikleti, şehir bisikleti, motorlu bisiklet, BMX, yatay bisiklet (recumbent), çift kişilik bisiklet (tandem) gibi türleri vardır. Vitesli ve vitessiz türleri bulunmaktadır. İlk bisiklet 1791’de Sivrac’ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu. 1817’de ilk defa gidonlu bisiklet bulundu (Karl Drais) ve 1839’da Mac Millan’ın ilk pedallı bisikleti buluşu bu günkü bisikletlerin taslağını oluşturdu. İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin’de görülmüştür. Fransız Sirvac yaptığı sağ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. “Celerifere” adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir. Baron Karl Von Drais, Drais de Senerbol’un yaptığı bisikleti geliştirmiş ve bisiklete gidon eklemiştir. Bu bisiklet 1816 yılında yapılmıştır. Bu bisiklet tahtadan imal edilmiştir. 1818’de bisiklette metal kullanılmaya başlanmıştır. Leonardo Da Vinci’nin çizimleri kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan’dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya’da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum’da sergilenmektedir. 1870’ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere “Bicyole” denilmiştir.

Bu modelde ön tekerliğin çapı bir ila 1,5 metre arasında değişmiştir. Bisiklet bugünkü biçimini alıncaya kadar pek çok değişiklik geçirmiştir. İlk bisikletler, iki tekerlek üzerinde dengede duran, garip görünümlü araçlardı. Dikiş makinelerinde ve torna tezgâhlarında kullanılan pedal düzeneği yüzlerce yıldır biliniyordu, ama bir aracı ayak ve pedal kuvvetiyle hareket ettirme düşüncesi çok geç doğdu. 1645’te Jean Theson adlı bir öğretmen, bir krank mili (dirsekli bir kol) üzerine uygulanan ayak kuvvetiyle hareket ettirilen, dört tekerlekli “atsız bir gezinti arabası” yaptı. 1839’da Kirkpatrick Macmillan adlı bir İskoç iki pedal ile iki krank ekleyerek arka tekerleği itici duruma getirdi. Binici ayaklarını pedallara dayayarak krankları öne arkaya sallıyor, bu kranklara bağlı olan miller de arka tekerleği döndürüyordu.

1842’de bu araçla 112 km yol alarak bir kentten öbür kente ulaşan Macmillan, yolda bir çocuğa çarptığı için para cezasına çarptırıldı ve “gözü dönmüş sürücü” damgasını yedi. Macmillan’ın aracı özitmeli olduğu için ilk gerçek bisiklet sayılmakla birlikte çok çabuk unutuldu ve bisikletin gelişmesinde önemli bir rol oynamadı. 1861’de Fransız Pierre Michaux ve oğulları, pedal kollarını doğrudan ön tekerleğin göbeğine takarak önemli bir gelişme sağladılar. 1867 Paris Sergisi’nde halka tanıtılan ve “velosipet” adıyla tanınan bu araç, temel ilkesi günümüze kadar değişmeden kalan ilk bisikletin doğuşuydu. Dikiş makineleri üreten İngiliz Coventry Şirketi, büyük bir talep olan bu velosipetleri İngiltere’de yapıp Fransa’ya satmak üzere üretime başladı. Ama Fransa ile Prusya arasında savaş çıkınca, ürettikleri velosipetleri İngiltere’de satmak zorunda kaldılar. Tekerlekleri tahtadan olan bu hantal araç biniciyi çok sarstığı için, İngiliz halkı velosipet yerine “kemik titreten” demeyi seçti. Pedalın her devrinde yalnızca bir tekerlek dönüşü kadar yol alabilen velosipeti hızlandırmak için, arka tekerlek küçük yapılıp ön tekerlek iyice büyütüldü. Ama aracın hızı ön tekerleğin büyüklüğüyle orantılı olarak arttığından, en hızlı bisikletlere ancak çok uzun boylu kişiler binebiliyordu.

Bugünün bisikletlerinde olduğu gibi, büyük dişlideki dönme hareketini bir “sonsuz zincir” aracılığıyla arka tekerleğe ileten hareket aktarma düzeneği 1716′ da geliştirildi ve 1870′ lerde ilk kez üç tekerlekli bisikletlere uygulandı. 1874′ te H.J. Lawson’ın gerçekleştirdiği pedal, zincir ve zincir dişlilerinden oluşan bir hareket düzeneği ile serbest ve yönlendirici bir ön tekerleği olan arkadan itmeli bisikletten altı yıl sonra, bisiklet tasarımında en büyük gelişmeler birbirini izlemeye başladı.

İngiltere’de John Starlebisiklet5y, çağdaş bisikletlere çok benzeyen, tekerlekleri eşit büyüklükte ve arkadan itmeli yeni bir model geliştirdi. 1888’de de İngiliz John Boyd Dunlop havayla şişirilen ilk taşıt lastiğini yaparak bisikletteki rahatsız edici sarsıntılara son verdi. Yeni bir taşıt aracı olarak büyük ilgi uyandıran bisiklet, pahalı olmasına karşın 1890’larda Avrupa ve ABD’de hızla yayıldı. Tatil günlerinde caddeler, parklar ve köy yollarının çoğu bisikletçilerle doluyor, öbür günlerde de insanlar işlerine bisikletle gidip geliyorlardı. Serbest tekerleğin kullanılması, hız değiştirme (vites) düzeneği, jant telleri ve şişme lastiklerle hafifletilmiş tekerlekler, paslanmaz çelikten yapılmış sağlam ve hafif bir kadro, gelişmiş bir fren ve aydınlatma düzeneği, binicinin bacak hareketlerini engellemeden rahatça pedal çevirmesini sağlayan kadro tasarımı ve rahat bir sele, 19. yüzyıldan bu yana bisiklet yapımında gerçekleştirilen başlıca gelişmelerdir. 1962′ de İngiliz mühendis Alexander Moulton’ın yaptığı ve sert lastiklerin yarattığı sarsıntıyı azaltmak için lastik süspansiyon kullandığı küçük tekerlekli bisiklet daha da büyük bir ilgiyle karşılandı. 20.yüzyılda Avrupa ve Asya ülkelerinde ulaşım aracı olarak önemli bir yeri olan bisiklet, otomobilin yaygınlaşmasından sonra eski önemini yitirdi. Ama yüzyılın sonlarına doğru, egzos gazlarıyla havayı kirletmediği, gürültü yapmadığı ve kasları çalıştırdığı için sağlığa yararlı bir taşıt aracı olarak çevrebilim uzmanlarının ve doktorların önerisiyle yeniden yaygınlaşmaya başladı..

İlk seri üretim bisiklet “Michaux Company” tarafından yapılmıştır. Şirket, yılda yüzkırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de dikkatini çekmiştir. 1800’lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimini destek vermiş ve 1871’de imal edilen bisikletler Almanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır. Trufaut, içi boş kauçuk lastiğini bulmuş, bunu İngiltere’de ebisiklet6şit tekerlekli komple kadrolu, bilyalı ve milli bisikletlerin yapılması ve ardından ortadan katlanan portatif bisikletler izlemiştir. İrlanda’da 1888 yılında havalı plastik bisikletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliştirmiştir. Bisiklet üretiminde kullanılan malzemenin fiyatının yüksekliği, işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle halka inememiştir. 1800’lerin sonundan fabrikaların artması ve seri üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaşanan düşüş bisikletin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya ve İspanya’daki bisiklet fabrikaları bisikletin bu ülkelerde yaygınlaşmasına ve bisiklet sporunu gelişmesine önayak olmuştur.

Sedat Kartal

Sedat Kartal

Avukat / Bisikletçi / SK Blog Sahibi - İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporu merakı yanında basılı ve dijital medya alanında dergi editörlüğü ve görsel yönetmenlik yaptı. Webmaster site tasarımcılığı ile kendi kişisel blog ve avukatlık sitelerinin tasarımlarını hazırladı ve yayınladı.

Benzer Yazılar