Bisiklet Dünyası’nın En Yeni Trendleri

Bisikletlerde yeni trendler arasında piyasayı en çok etkiliyen bisiklet modellerinde 3 farklı tür ön plana çıkmakta. Bunlar gravel bisiklet, endurance yol bisikleti ve elektrikli bisiklet modelleri. Türkiye’de pek fazla bilinmese de gravel türü bisikletler Kuzey Amerika’dan sonra Avrupa’da da popüler hale geldiler. Gravel bisikletler daha çok toprak, çakıl veya bozuk yolların olduğu köy ve kasabalarda kullanılması amacıyla tasarlanan bir bisiklet türü olarak bilinmektedir. Kelime anlamı “Çakıl” demek olan gravel bisikletler dünyada bisiklet pazar ve marketine daha çok Amerika etki ettiğinden dolayı, gravel bisikletler bir anda önce Amerika’da daha sonra ise dünyada oldukça popüler oldular. Bu tür bisikletlerin en büyük avantajları ise çok yönlü teknik kullanış yararlarının mevcut olması. Çok spesifik ve özel lastikler dışında bir lastik kullanılmadığı müddetçe hem asfalt hem toprak yolda rahatlıkla kullanıma uygun bisikletler bunlar. Gravel tür bisikletleri aslında “melez” tür olarak sınıflandırılabilir. Çünkü taşlı, topraklı parkurlarda pedallamınıza olanak veren ve yol bisikleti lastiklerine nispeten kalın ve ufak dişli lastikleri ile dağ bisikletine ait genler taşıyan gravel bisikletler, aynı zamanda drop bar gidon formu ile yol bisikletine ait genleri taşıdığını da bilmemiz gerekiyor. Bu bisikletler aynı zamanda sadece yol ve dağ bisikletinden esintiler taşısalarda yine port bagaj ve çamurluk adapte edilebilme ve nispeten daha konforlu kadro yapıları ile de tur bisikletlerine de göz kırpıyorlar.

Ülkemizde zaman zaman cyclocross ve gravel bisikletler birbiriyle karıştırılabilmektedir. İlk bakıldıklarında her iki bisikletin de drop bar ve dişli lastik yapıları olsada aslında birbirlerinden hem teknik olarak hem de kullanım alanları bakımından çok farklıdırlar. Cyclocross bisikletler daha çok performans ağırlıklı bisikletler olup ağırlık olarak da gravel bisikletlerden çok daha hafiftirler. Cylocross bisikletlerin ayna kolları ve konumlandırması daha yüksektir. Gravel bisikletler ise performanstan ziyade daha çok tur odaklıdırlar  ve mtb-yol bisikleti arasında kalmış kullanıcıların ihtiyaçlarına hitap edebilmeyi amaçlarlar. Gravel bisikletleri performanstan uzak olarak değerlendirilse de parkurlarını ve kullanım amacı düşünüldüğünde kullanıcıları için daha çok adrenalin demek olduğu ortaya çıkmaktadır. Sitemizde yayınlanan cyclocross ve endurence bisikletler hakkındaki yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Gravel bisikletler aynı zamanda yükselen bir diğer trendi de etkiledi: Bu trende “Bike packing” deniliyor. Yani Türkçe’ye en az eşya ile uzun yol yaparak bisiklet seyahati şeklinde çevirebiliriz. Bu konsept için de bu bisikletler idealler. Çünkü daha stabil kullanım, lastik açıklıklarının bu işe uygun tasarlanmış olması, disk fren donanımları ve bu amaca uygun amartisörlerinin bulunması sebebiyle bu trendi destekliyorlar. Görüldüğü üzere tüm bu trendlerde ortak noktanın bisiklet dünyasının bu gelişmeleri ışığında artık  kolaylıkla konforun ön plana çıktığını görmekteyiz.

Bisiklet Üretim Malzemeleri ve Tasarım Trendleri

Bisiklet üretiminin alüminyum konusunda yeni gelişmeler gösterdiğine şahit oluyoruz. Bu sektörün firmaları bu konu üzerinde yıllardır çalışıyorlar. Çünkü alüminyumun özellikle karbon fibere göre üretim hızı ve ekonomi anlamında hala çok daha avantajlı olduğunun farkındalar. Bu yüzden büyük ihtimalle yakın gelecekte yüksek performanslı alüminyum kadroların önümüze çıkacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Yüksek performans olmasından anlaşılması gerekenin yakın gelecekte karbona yaklaşan hafifliklerin sağlanabileceği gerçeği olduğunu ortaya koyuyor. Alüminyum dışında karbon ve grafen malzemeyle ilgili kadro çalışmaları olduğunu biliyoruz ama henüz grafen ciddi bir üretim malzemesi haline dönüşemedi. Bu negatif durumun yakın gelecekte değişmesiyle birlikte kendisi de bir çeşit karbon olan grafen kullanımının bisiklet kadro üretiminde kulanımının artacağını şimdiden söylebiliriz. Bir diğer geleceğin malzemesi olarak gösterilen titanyum ise hala üzerinde çalışması zor bir materyal olduğu bilinmektedir. Kadro metallerinin üretim zorluğuna rağmen diğer parçalarda artık 3D boyutlu print baskı kullanılarak yapılan pek çok bisiklet parça üretiminde ciddi bir artış olduğu da görülmektedir. 3D boyutlu baskının bu sektörde işin içine daha fazla dahil olmasıyla birlikte eski tür imalatların azalacağı ve hatta kalkacağı da öngörülmektedir. Bu sayede çok daha hızlı üretim ve maliyetlerin azaltılması da sağlanmış olacaktır.

Kişiye Özel Tasarım Bisikletler

Kişiye özel butik bisiklet üretimleri gittikçe daha popüler hale geliyor. Burada en büyük avantaj bisikletin kişiye özel geometriyle üretiliyor olması. Kişiye özel geometri dendiğinde kişinin kendi beden ölçülerine uygun, tercih edilen yol koşullarında kendi istediği şekilde sürüş yapabilecekleri bir bisikletten bahsediyoruz. Kişiye özel tasarlanan bisiklette olan bu artışın arkasında kullanıcıların standart bisikletlerden şu veya bu sebeple sıkılıp farklılık arayışlarının olduğunu da bilmek gerekiyor. Bisiklet dünyasında bildiğimiz ama giderek daha çok kişinin profesyonel bisiklet sürücüleri dışında olan meraklılarında firmalara kişiye özel üretim ve yenilikçi boyama seçenekleri sunarak yeni trendler yakaladıklarını da söyleyebiliriz. Yine de daha sınırlı sayıda ve belli şablonlarda kalınıyor olsa da bisiklette istediğin rengi istediğin yere koyabilmekten tutun da rengi simli, parlayan ve/veya renk değiştiren bisiklet tasarımı akımlarının olduğu da yeni trendler arasında görülmeye başladığına da daha çok tanık olmaktayız. Buna rağmen yeni tasarımlar anlamında kadrolara yapılacak çok büyük yenilikler kalmadığı da doğru bir tespittir. Bu nedenle bisiklet üreticileri daha çok yan ekipmanlara yönelmeye daha çok dikkat etmeye başladılar. Bu süreçte özellikle bisiklet donanımları arasında sele ve sele boruları, gidonlar, furş takımları gibi parçalarda kişiye özel ufak tefek değişiklikler yapıldığı fark edilmeye başlandı. Bu arada 3D yazıcılar artık metalleri biriktirip karıştırarak istediğiniz şekle getirmeyi başarıyorlar. Bu hem daha hafif bir konstrüksiyon sağlıyor hem de çok daha kompakt üretim yapabilmeye olanak sağlıyor.  Üstelik bu husus kadro üreticileri için de iş hızının artması anlamına geliyor. Örneğin bir kadro üretimi yaklaşık 25-30 saat iken, 3D Printer yazıcı üretimiyle bu işi birkaç saat içerisinde yapabilir hale getirebiliyorsunuz. Dünyada olduğu gibi bisiklet yan parça ve kadro üretiminde henüz ülkemizde bu tür 3D yazıcı teknolojileri kullanılmıyor olsa da yakın gelecekte kullanılacağına kesin gözüyle bakılıyor. 3D yazıcı teknolojileri kişiye özel tasarım bisikletlerinin elzem parçalarının üretiminde üreticilere büyük kolaylık sağlıyor.

Elektrikli Bisiklet Trendleri

Modern zamanların bisiklet gelişimine baktığımızda özellikle iki alanda hızlı bir gelişim olduğu gözlenmektedir. Bu alanları, spor ve gezi olarak adlandırabiliriz. Spor aktivitelerinin çeşitliliği düşünüldüğünde, yapılarından tekerlek ve lastik boyutlarına, hız, vites sistemleri ve frenlerine kadar  ilk üretilen klasik modellerine hiç benzemeyen bisikletler günümüzde yeni yerlerini alıyorlar. Diğer bir bisiklet gelişim alanı ise gezi ve benzer ihtiyaçlar olarak tanımlayabileceğimiz bir kategori olarak karşımıza çıkıyor. Daha çok kullanıcıya hitap eden ergonomik yapıları ve özellikle uygun fiyatlarıyla her yaşa hitap eden biçimde geliştirilen gezi bisikletleri, her kesimin kolaylıkla sahip olarak kullanabileceği bir gelişim izlediği gözden kaçmıyor.  Son yıllardaki ulaşım ve otomotiv sektöründeki diğer teknolojik gelişim ve yeniliklere paralel olarak, bisiklet teknolojilerinin de benzer şekilde gelişim ve değişim gösterdiği artık daha fazla gözlemleniyor. Elektrikli bisikletler, sektörün teknik ilerleyişine göre büyük beğeni ve ilgiyle, yeni bir trend olarak Türkiye’de de yakından takip ediliyor.

Her yaştan bisiklet meraklıları bu ilgi gereği yeni trende ayak uydurarak elektrikli bisiklet satışlarıyla da ulaşım tercihlerindeki farkını ortaya koymakta olduklarını görüyoruz. Farklı tasarımları ile ünlü motosiklet markalarının modellerine benzemelerinden dolayı, klasik bisiklet görünümleriyle kullanıcısına daha sportif geziler sağlayanlar ve tembelliği düşürücü teknik destekleri olan ve özellikle pedal çevirmede zorlanma anında sürücüsüne destek veren motor teknolojilerine sahip bu modeller gibi pek çok çeşidi olan elektrikli bisikletler günümüzde gittikçe artan bir popülerliliğe ulaşıyorlar. Elektrikli bisikletler hız desteği yerine, güvenli ve keyifli bir sürüş için hızın gerektiği  ya da yetersiz kaldığı durumlarda bu tür zorlayıcı sınırları ortadan kaldırıcı etkileri sebebiyle kullanıcılarına yardımcı oluyorlar. Elektrik motorlarının güç ve performans adına kullanıcıya sunduğu destek ile zorlanma durumunda devreye girerek hemen hemen her yol koşulunda sürücüyü yormayan ve devamlılığı sağlayan bir performansa sahip olmalarına yardımcı olan teknolojilerle üretiliyorlar. Son yıllarda model çeşitlilikleri arasında Türkiye’de yeni bir trend haline gelen elektrikli bisikletler daha konforlu ve biraz da motosiklet tarzını yansıtan modellerin daha fazla revaçta olduğu dikkat çekiyor.

Sadece Tekerlek Değiştirerek Elektrikli Bisiklete Geçme Trendi

Bisiklet alanında en yeni trendin elektrikli bisikletler olduğunu yukarıda sözünü ettik. Ama çoğu elektrikli bisikletlerin yüksek fiyatlara satılıyor oluşu da bir gerçek. İşte bu noktadan yola çıkan UrbanX firması bir dakikada normal bisikletlerinizi bir elektrikli bisiklet yapacak tekerlek tasarımına imza atmış durumda. UrbanX bisiklet tekerleğini satın aldığınızda bisikletinizin klasik ön tekerleği ile değiştiriyorsunuz. Satın aldığınız tekerleğin tam ortasında motor, batarya ve elektronik aksamı içeren yuvarlak bir parça bulunuyor. Tekerleğin batarya ile birlikte toplam ağırlığı 6.8 kg kadar ve merkez parçanın içindeki batarya 36-Volt, 3.500 mAH’lik bir lityum-iyon pil modeli ile satılıyor. Bataryası yerinden sökülüp yenisi takılabiliyor ve biten bataryalar sadece 1.5 saatte şarj edilebiliyor.

Bu elektrikli bisiklet tekerleğinin iki farklı motor versiyonu bulunuyor. UrbanX Eco modeli 240 watt gücünde ve saatte maksimum 24 kilometre hıza çıkabiliyor. UrbanX Booster modeli ise 350 watt gücünde o da saatte 32 kilometre hıza çıkıyor. İki motor da yaklaşık 48 kilometre menzil sağlıyor. Tekerlek, içindeki bluetooth özelliği ile akıllı telefonlara bağlanma becerisine sahip olduğu gibi ios veya Android işletim sistemli telefonlar için de indireceğiniz aplikasyon uygulaması sayesinde tekerleğin pedal destek modlarını da değiştirebiliyorsunuz. Firmanın birkaç yıldır bu elektrikli bisiklet tekerleğini seri üretme sokabilmek için kitlesel fonlama platformu Kickstarter’da bir kampanyası da bulunuyor. Çünkü bu sayede UrbanX Eco modelini 299 $ dolara, UrbanX Booster modelini ise 399 $ dolara yakın bir fiyatla sipariş edebiliyorsunuz. Günümüzde UrbanX tekerleklerin yurtdışı piyasa fiyatlarının da ilk çıktığı yıllarda oluşan bu fiyatlardan daha yüksek olabileceği de belirtiliyor.

Bir Yorum Yazın

Sedat Kartal

Avukat / Bisikletçi / SK Blog Sahibi - İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporu merakı yanında basılı ve dijital medya alanında dergi editörlüğü ve görsel yönetmenlik yaptı. Webmaster site tasarımcılığı ile kendi kişisel blog ve avukatlık sitelerinin tasarımlarını hazırladı ve yayınladı.

Benzer Yazılar