Sevgiyi İnkar Eden Dünya

Sıkıntılı bir hava vardı o gün. Sanki o sıkıntı, o insana sıkıntısını daha artırmak istercesine onunla birlikte paylaşıyordu sanki o anlamsız, yılgın, sebebini tayin edemediği bu hali. Hava soğuktu, tıpkı onun yüreği gibi, üşütüp donduruyordu o hava onu. Bu anlamsızlığı anlamaya gayret etme zahmeti bile yoktu onun, biliyordu ya o artık bunların anlamsızlığını, ne diye yoracaktı beynini ki sanki. Üzerindeki ince ceketinin kendisini üşüttüğünden bile habersiz, ama bir o kadar da biçare bir halde yürüyordu, nerede bile olduğunun farkında bile olmadan hem de. Olsun ne çıkardı ki bundan, nedenler, niçinler o kadar da önemli değildi ki onun için.

Biraz yürüdü. Sonra durdu birden. Canı fena halde bir sigara içmek istedi. Yırtık ceplerini elleriyle bastırdı, birkaç sigaranın kaldığı paketi bulunca elleri uzandı cebine, bir sigara çıkardı, yaktı sonra o  sigarayı ve büyük bir keyifle çekti içine derin bir nefes. Sonra savuruverdi büyük bir öfkeyle ağzından dumanı dışarı. Sanki sigara içmiyor, içini boşaltıyordu, akıtıyordu bu dumanla içindeki yalnızlığın kinini, öfkesini. Kim bilebilirdi ki onun neler hissettiğini? Yorulmuştu anlaşılan, biraz yavaşladı, zar zor giden ince zayıf bacaklarını zoraki ileri atıyordu. Durdu, bakındı boş gözlerle etrafa, sanki görmüyordu o yorgun gözler, sanki hiçbir ses duymuyordu o kulaklar. Neyi aramakta, ya da neleri görmek istemekteydiler kimbilir?

Yıllar boyu yaşadığı ne vardı ki yalnızlığın kendisine verdiği yorgunluklardan başka. Çaresizlikte, çare diye sığındığı o boş kadehlerin ardında kalanlardan başka. Acaba bunları hak edecek kadar ne yapmıştı ki o? İçi sıkıldı, bıkmıştı artık bu tür yalnızlıklardan, yetmemiş miydi ki bu kadarı? Acaba az mıydı taşıdığı bunca yük o omuzlarında, ya o yaşamadığı, yaşamayı arzulayıpta o yaşayamadıkları o kadar çok şey vardı ki hayatında, artık gerçi onları da unutalı o kadar çok zaman olmuştu ki.

Ne yapacaktı ki sevgiyi inkar eden bu dünyada? O mu değiştirecekti bu dünyayı, o mu yaşayamadığı şeyleri başkalarına yaşatacaktı. Hııhh, çekti içinden, o hissettiği anlamsızlığı vurgulamak istercesine. Gözleri doldu. Gözleri doldu da neye yarardı ki bu? Ağlamayı bile unutalı onca zaman olduktan sonra. Üstelik bilmiyor da değildi ağlamanın bir erkek için ne demek olduğunu, lakin ağlamak isterken bile ağlayamıyordu işte. O bir insandı herşeyden önce, bunu biliyordu da acaba bunu nasıl anlatmalıydı onu insandan saymayan o diğer insancıklara? O yabancılaştığı, onu yabancılaştırdıkları bu dünyada mücadeleyi kiminle yapacaktı? Hep kendisiyle yaptı o mücadelesini, hem de bu mücadeleyi başkaları ile yapması gerektiğini bile bile.

O an yağmur çiselemeye başladı, etraftaki tek tük insanlar da olanca hızları ile koşuşturmaya başladılar yağmurdan ıslanmamak için. Bir çocuk gördü o an, o kadar mahsun bir çocuk hayatında görmemişti belki de. Yaklaştı ona, ellerini uzattı sessizce çocuğa, ürktü çocuk önce, sonra da korktu ve irkildi birden, ve en sonunda da ağlamaya başladı avazı çıktığı kadar hem de.  Adam daha “korkma” bile diyemeden çocuk hızla uzaklaştı adamın yanından.

– Hıhh, hele bak çocuklar bile kaçar oldu benden, diye mırıldandı kendi kendine. Kızdı kendi haline, düşündü sonra acaba çocuk çok mu haksızdı? İnsanların kendisinden kaçtığı bu acımasız dünyada, o adam bir de kendisinden kaçabilseydi ya? Hayır, bu olanaksızdı, olanaklı bile olsaydı da acaba çare miydi ki yaşanması gereken şu hayatta? Adam avuçlarını açtı gökyüzüne doğru, yalvardı, birşeyler mırıldandı içinden, kimse ne dediğini anlamadı, sonra yüzünü de çevirdi gökyüzüne, yağmurdan ıslanan suratı iyice beyazlaştı. Yağmur damlaları çenesinin dibinden yere damlıyordu. Birden sanki ruhunun yıkandığını hissetti, arındığını zannetti bütün tüm günahlarından. Başı döndü, dengesini kaybetti, yuvarlanıverdi birden yere, düşüşünü bile anlamadı üstelik, uhrevi garip bir mutluluk okunuyordu gittikçe soluklaşan yüzünde, sonra kapadı gözlerini bir daha hiç açmamacasına…

 

Bir Yorum Yazın

Sedat Kartal

Sedat Kartal

Avukat / Bisikletçi / SK Blog Sahibi - İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporu merakı yanında basılı ve dijital medya alanında dergi editörlüğü ve görsel yönetmenlik yaptı. Webmaster site tasarımcılığı ile kendi kişisel blog ve avukatlık sitelerinin tasarımlarını hazırladı ve yayınladı.

Benzer Yazılar