Bursa Karacabey Longoz Ormanı Bisiklet Turu

Bisiklet sürüşlerinde insan yaşadığı şehrin doğasını keşfetmek ister. Bisiklet sürücüleri, bisiklet süreceği doğal bisiklet rotalarını çeşitli deneyimleriyle gerçekleştirmiş kişilerin hazır rotaları kullanarak ya da çoğu zaman kendi istekleri doğrultusunda bisiklet arkadaşlarıyla veya genellikle kendileri keşfederler. Çoğu kez de diğer kaynaklardan yardım alarak daha önce keşfedilen rotaları izleyerek yeni rotalarda bisiklet sürmenin keyfini yaşarlar. Ancak uzun yıllar Bursa’da yaşayan biri olarak bu şehirde Karacabey Longoz Ormanlarının var olduğunu “nasıl da bu kadar geç keşfeder insan?” diye düşününce buna inanamıyorum gerçekten. Ama şu da bilinmelidir ki, bazen gözünüzün önünde ya da yanı başınızda olan şeyleri görmeniz bazen mümkün olmuyor işte. Bu zamanlarda belki kendiliğinden, çoğu kez tesadüfler sonucu ya da başka kaynaklardan öğrenerek veya belki de macera ve yeni yerler keşfetme arzusunun doğal sonucu olarak olsa da insan her zaman yeni birşeyler öğreniyor. Ve kendi kendine –çoğu zaman geç kalınmış bir zamanda olduğu duygusuna kapılsa da insan- her yeni keşfedilen yerleri gördüğünde duyduğu keyif ve mutluluk sonrası “asla hiçbir zaman geç kalınmış zaman değildir” hissini içinde duyuyor.

longoz-1

İşte ben de yaşadığım bu şehrin Karacabey ilçesi sınırları içinde ve Bursa’ya sadece 80 km ve birkaç saatlik uzaklıkta olan Karacabey Longoz Ormanları olduğunu öğrendiğimde gerçekten yukarıda ifade etmeye çalıştığım hisleri yaşadım. Henüz havaların o kadar da soğumadığı ve sonbahar sayılan Ekim ayının başlarında buraya bisiklet arkadaşım Selim ile birlikte mutlaka gidip görmemiz gerektiğini, muhteşem bir doğanın bisiklet turuna da çok uygun yolları ile yanı başımızda olduğunu, önce internette tesadüfen bulduğum Karacabey Longoz Ormanlarını tanıtan bir videoyu izleyince öğrendiğimde oldukça şaşırdım ve böyle bir yerin varlığını öğrendiğimde heyecanlandım. Hafta sonu rotamızın ayrıntılarını, yol güzergahlarının ne kadarlık kısmının arabamızla ne kadarlık kısmının bisiklet sürerek gerçekleştireceğimizi, gittiğimiz yerde bu mevsimde nasıl bir manzara ile karşılaşacağımızı bilmesekte, orada bulunduğumuzda nasıl fotoğraflar çekeceğimizden tutun da ormanda nasıl piknik yapabileceğimiz gibi bir yığın gerekli gereksiz ayrıntıları hesaplamaya giriştim. Ancak turu gerçekleştireceğimiz günün bir gece öncesinden bisiklet arkadaşım son dakikada gelemeyeceğini bildirince yaşadığım heyecanım bir anda biraz kızgınlık biraz da hüzne dönüşüp böyle bir turu yalnız gerçekleştirmenin doğayı keşfetme heyecanımı biraz kırdığını da söylemeden edemeyeceğim. Ancak insanın elinde olmasa da bazen kendisinin “yüreğinin götürdüğü yere” kadar gitmek için sadece karar vermenin yeterli olduğuna henüz yeni yeni kendimi alıştırmaya başladığım için yalnız başıma gitmek için buna karar vermede biraz zorlandığımı da belirtmek isterim.

longoz-4

Hazırlıklarımı turun bir gece öncesinden yaptım. Fotoğraf makinaları, cep telefonu yol haritası aplikasyonları, hazırladığım ton balıklı ve zeytinyağlı konserve sarma dolmaları, domates ve yeşillikler ile hazırladığım ayrıca arasına kaşar ve beyaz peynir ile harmanlayıp folyaya sardığım tam ekmek arası öğle yemeğimi hazırladım. Bu arada gezi planımı ve Karacabey Longoz Ormanlarını tanıtan Youtube Video ‘yu izlemek isteyenler için Facebook hesabımdan arkadaşlarım ile paylaştım. Ben de bu video ve diğer internet kaynaklarından öğrendiğim Karacabey Longoz Ormanları hakkındaki kısa bilgileri sizlerle paylaşayım. “Longoz Ormanları” su basar ormanları olarak da adlandırılmaktadır. Sebebi ise bu ormanların genellikle deniz seviyesine yakın deltalarda ve çevrelerinde genellikle uzun ve geniş nehirlerin civarında deniz seviyesi altında kalan bölgelerinde mevsimsel yağış durumları sebebiyle oluşan taşkın suların delta yatakları ve çevresinde kalarak geniş alanlı göller oluşturması ve bu göl yataklarının etraflarında çeşit çeşit su altında kalan ağaçların oluşturduğu ormanlık alanlardan meydana gelmesidir.

longoz-5

Karacabey Longozu; Dalyan gölünden besleniyor ve bu göl kış mevsiminde aldığı yağışlarla su seviyesini giderek yükseltiyor ve bunu taşkınlar sırasında longoza bırakıyor. Yağışlar sonrası oluşan taşkınlarla meydana gelen bataklıkları mayıs aylarından itibaren Nilüfer çiçekleri sarıyor. Bursa’dan gelen Büyük Nilüfer Deresi, Uluabat Gölü’nden çıkan Uluabat Deresi ile Susurluk’tan gelen Susurluk Çayı, Karacabey sınırlarında birleşerek “Kocaçay Deltası” adını aldıktan sonra Marmara Denizine dökülüyor. İzlediği yol boyunca içinden gelen alüvyonları denize döküldüğü noktaya taşıyan Kocaçay, bu noktada büyük bir delta oluşturuyor ve bu sayede kuzeyinde Marmara Denizi sol tarafında Dalyan (Poyraz), sağında ise Arap Çiftliği adıyla iki göl meydana geliyor ve bu delta çevresi Kocaçay adı verilen bu deltayı oluşturuyor. Kış ve İlkbahar yağışlarıyla artan su seviyesine paralel olarak longozun habitatı böylece canlılık kazanıyor. Yaz aylarının ilerleyen günlerinde ise belirli alanlara kadar çekilen sulardan geriye oksijen deposu yeşil bitki örtüsü ile ormanlık alan ve yürüyüş yolları kalıyor. Yağışların oluştuğu dönemlerde ise göllerdeki su seviyesinin artmasına paralel olarak bu bölge adata bir kuş cennetine bürünüyor. Longoz Ormanlarında aralarında Ak Pelikan, Alaca Baykuş, Balaban, Çamur Çulluğu, Dik Kuyruk, Flamingo, Kaşıkçı, Kocagöz, Kuğu, Sülün, Sürmeli Kum Kuşu, Tepeli Pelikan, Turna, Yeşil Ağaçkakan ve Yılan Kartalı gibi nadir görülen 217 farklı kuş türü ile çeşitli sürüngenlere de ev sahipliği yaptığını da belirtmeden geçmeyelim. Bölge bu nedenle araştırmacılar, doğa fotoğrafçıları ve kuş gözlemcileri ile kamplı bisiklet turu yapacakların yoğun ilgisini çeken bir bölge özelliğini de her daim koruyor.

longoz-6

Ekimin ilk günü sabahında bisikletimi aracıma yükledikten sonra son hazırlıklarımı kontrol ediyorum. Her şey tamam gibi. Bu sefer şehir bisikletim Gaint Roam 2 yerine orman turu yapacağımdan dolayı dağ bisikletim olan Ghost Se 1000 bisikletimi tercih ediyorum. Gerçi şehir bisikletini asfalt yollarda sürme rahatlığına alışınca tekrar dağ bisikletine binmek biraz daha yorucu olsa da insan arada sırada bisikletini değiştirmek istiyor. Bu güzergahta tam da buna fırsat yaratmış oluyor böylece. Her ne kadar bu tura arkadaşım olmadan yalnız çıkarken sanki bir şeylerin iyi gitmeyeceği gibi bir hisse de kapılmıyor değilim. Bu heyecan ve her yolculuk öncesi yaşadığım bu stres ve olumsuz düşüncelerden arabamla yola çıkınca biraz olsa da azalıyor. Arabayla yaklaşık yapacağım yol 50-55 km civarında ve Bursa-Karacabey (İzmir) karayolundaki kısım gayet rahat ve çok kolay yolculuk yapılabilecek bir güzergah olduğu için bu mesafeyi geçerken herhangi bir sıkıntı yaşamıyorum. Gerçi benim gibi ayrıntılara bu kadar takıntılı biri için arada sırada arabamı kenara çekip bisiklet taşıyıcı kayışların sağlamlığını, bisikletin yerinde sağlam durup durmadığını kontrol etmelerim dışında yolculuğumun bu kısmını yalnız ama mutlu bir şekilde tamamlıyorum. Planladığım rotamda yaklaşık 55 km sonra artık ana kara yolundan kuzey batıya doğru yol almam ve bu civardaki birkaç köyden geçmem gerekiyor. Zaten Boğazköy kesiminde yeni yapılan sağa dönüş kavşağına geldiğinizde büyükçe bir tabela ile Karacabey Boğaz’a dönüş yerine geldiğinizi rahatça fark ediyorsunuz. Bu tabelada Seyran, Hayırlar, Boğazköy ve Bayramdere köylerinin isimleri de alt kısımda küçük de olsa yer alıyor. Bu dönüşü arabayla takip edip Seyran Köyü’ne gelmeden sola devam ederek Hayırlar Köyü’ne kadar devam ediyorum. Hayırlar Köyü meydanında arabamı köy kahvesinin yanına park ettikten sonra artık bisiklet yolculuğuma başlamaya hazırım. Bu arada hava çok güzel, hafif sıcak var ve sıcaklık öğleye doğru artıyor. Hafif rüzgar esintisi kesinlikle sizi terletmiyor yani nem yok denecek kadar az. Bir de bu güzergahta hava çok temiz adeta ciğerleriniz bayram ediyor.

Hayırlar Köyü’nden bisikletle yola devam ediyorum. Güzergahtaki asfalt yol, yükseltisi hemen hemen yok denecek kadar az eğimli ve biraz da dar olmasına rağmen çok rahat bisiklet sürmeye müsait. Akçasusurluk sapağına geldiğinizde rotanız için artık Karacabey yolu ile yolunuz birleşiyor ve bu güzergahta zaten Karacabey’den Bayramdere-Boğaz’a giden minibüslere rastlamaya başlıyorsunuz. Güzergah boyunca sağınızda dingin Çapraz Çayı’nı takip ediyorsunuz. Zaman zaman sıfır noktasında yanı başınızda çaya paralel bisiklet sürerken zaman zaman bu çayın etrafındaki bitkilerin ve ağaçların fotoğraflarını çekmek için duruyorum. Doğa gerçekten muhteşem. Çayın karşı tepelerinde seyrekte olsa ormanlık alanlardaki ağaçlardaki yeşilin her tonundaki renk cümbüşlerine zaman zaman yeni sararmaya başlayan sarı yaprakların da oluşturduğu renklerin büyüsüne kaptırıyorsunuz kendinizi. Bir de henüz görmediğiniz ama heyecanla yaklaştığınızı hissettiğiniz Longoz ormanlarına daha gelmeden “Buraları bile bu kadar güzelse kimbilir Longoz ne kadar muhteşemdir!” diye heyecanınızda o derece artıyor bu arada. Akçasusurluk’tan yaklaşık 5 km sonra Ekmekçi Köyü’ne varıyorsunuz. Köyün içinden geçerken minibüs durağında bekleyen çocuklar beni hayranlıkla izleyerek sanki ilk defa bir bisikletli gördüklerinden mi nedir? beni de yabancı bir turist zannediyorlar herhalde. -Daha önceki bisiklet turlarımız da “hello hello” diye bağıran çok çocuğa rast geldiğimiz için bunu da ben böyle yorumladım.- Bu tür yolculuklarda hele bir de yalnız yolculuk yapıyorsam ve güzergahta bu tür köylerden geçmemiz gerekiyorken genellikle köpeklerin bulunmasından ve bırakın kovalamayı bazen bağlı olan köpeklerin havlamalarından bile endişe ve korku duyuyorum. Ekmekçi Köyü’nden sonra Longoz Ormanlarının girişinin olduğu Boğazköy’e varmam gerekiyor ve bu da yaklaşık 10 km’lik bir yol demek. Neyse ki yolun eğimi çok müsait ve asfalt yolları da bisiklet sürmek için oldukça uygun.

longoz-8

Sonunda Boğazköy’ün içinden geçerken bu kadar bilinen ve “Milli Koruma Alanlı Tabiat Parkı” özelliği verilmek istenen ve Türkiye’de sadece Kırklareli (İğneada), Sakarya (Acarlar), Sinop (Sarıkum) dışında 4.Longoz Ormanı olan Bursa (Karacabey) Longoz ormanının girişi olan bir yerde hiçbir büyük yazılı yön tabelası bile bulunmadığını görünce insan gerçekten şaşkınlığını üzerinden atamıyor. Giriş için yolun kenarındaki bir direğe Longoz Orman girişi yazısı konulmuş fakat görülmesi neredeyse imkansız. Ben bile tesadüfen görüp Longoz Ormanlarının girişinin buradan olduğunu traktörü ile geçen birinden de teyid alarak orman yolunu ancak  bulabildim. Öncelikle asfalt yoldan yaklaşık 30-40 metre içeri toprak yola girildiğinde girişteki sürgülü demir kapıyı görünce şaşırdım. Artık Longoz Ormanlarının girişindeydim. Ve beni bu doğada nelerin beklediğini hayal dahi etmeden hemen ormana giriş yaptım. Patika yollar bir dağ bisikleti için bile zorlu olacak gibiydi. Etraftaki seyrek ağaçlardan oluşan ormana girdikten sonra güzergah hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Google harita ve navigasyon bulunduğunuz bölgeyi göstermesine rağmen yollar patika ve dar olduğu için yol bilgisi bulunmuyordu. İlerlerken ekim ayında topraklar kurak ve su altında kalan ormanlar ve küçük gölet oluşumları yoktu. Etraf zaman zaman geniş çayır alanlarına dönüşüyordu. Aslında tek başıma ilerledikçe nedense sanki yolumu kaybedecekmişim korkusuna kapıldım. Bir de yerleşim olmadığını düşündüğünüz orman içlerinde, köylülerin derme çatma çatılardan oluşturdukları binaların bulunduğunu buralarda büyükbaş hayvanları çayırlarda beslediklerini fark edince bir kez daha şaşırdım. Böyle bir yerin önünden geçerken hiç kimseye rastlamadım, ama korktuğum köpeklere burada rastlayınca bayağı bir endişe duydum. Biri bağlı ve uzakta olmasına rağmen ısrarla havlaması beni ürkütürken bağlı olmayan irice başka bir köpeği birden yanı başımda görünce gerçekten korktum. Neyse ki sakince yanlarından uzaklaştığım için korkmam dışında bir olumsuz yaşamadım.

longoz-7

Tekrar geri dönüp aslında kuşların olduğu Dalyan (Poyraz) ve Arapçiftliği göllerinin etrafına vararak bölgedeki kuş izleme kulelerine çıkıp etrafı incelemek istemiştim ama maalesef yoluma çıkan onlarca mandanın yolumun üzerinde bulunmasından dolayı biraz da korkarak –sakın bu hayvanlardan da korkulur mu demeyin, gözlerini size dikip çok yüksek sesle bağırmaları ve birkaç hayvanın yan yana o irilikte bir araya gelerek bakışları ile sizi dikkatlice kontrol etmeleri beni bayağı korkuttu açıkçası- tek yol olan o patikadan ileri gidemedim. Ve yine maalesef buraları gezmek için su seviyeleri de dikkate alındığında en uygun zamanın genellikle ilkbahar ve kış yağışlarının arttığı dönemler dışında kurak bir dönemde olmamız nedeniyle su seviyesi olan alanları hemen hemen hiç göremeden dönmek zorunda kaldım.

Zaman zaman kum toprak yapısı sebebiyle girdiğim bazı dar patika yollarda bisiklet sürmenin bile imkansız olması sebebiyle bu yolları değiştirmem gerekti. Yine de Longoz Ormanlarını yerini öğrenmem ve bu kadarlık kısmi ile tam keşfedip görülmesi gereken bütün güzelliklerini şimdilik görememiş olsam da orman çıkışından sonra tekrar başka arkadaşlarımla birlikte tekrar gelmek üzere orman alanından çıkarken o kadar da mutsuzluk duymadım. Henüz hava kararana kadar daha çok vaktim olduğu için o an bisiklet yolculuğumu Karacabey (Boğaz) plajına doğru rotamı uzatarak devam etme kararını aldım. Bu arada Boğazköy’den uzaklaşıp Bayramdere’ye doğru ilerlerken yolun sağında ve solunda o kadar güzel çam ağaçlarından oluşan ormanlar var ki keyfine doyulacak gibi değil. Sanki ısmarlama yerleştirilmiş gibi hepsi sıra sıra dizilmiş ve aralarından geçiş yapılacak kadar boşluklar var. Hatta bazı alanlar piknik alanı olarak düzenlenmiş ve piknik masaları bile konulmuş olan yerler var.

plaj

Bayramdere’ye varıp burayı geçtikten sonra Boğaz (Yeniköy) adıyla bilinen mevkideki masmavi denizi ve alabildiğince uzanan geniş sarı kumlarla kaplı plajında Ekim ayının başı olmasına rağmen pırıl pırıl ve sıcacık ısıtan güneşin altında plajda sırtımı dayadığım bir kayığın yanında hazırladığım yiyecekleri atıştırıyorum. Bu kadar keyifli bir yolcuğun yorgunluğu olsa da sonunda istenilen rota hedeflerine varmayı gerçekleştirdiğinizde duyduğunuz keyif ve mutluluğun bütün yorgunluğunuzu nasıl da aldığını ve insana kendisini nasıl da rahatlamış ve mutlu hissettirdiğine de bir kez daha şahit oluyorum böylece. Bu yolculuğun aynı güzergahının dönüşünde bir köpek kovalamasından çok korkmam dışında -neyse ki o köpekte yola çıkmadı ama bayağı kovaladıktan sonra geri döndü- yaklaşık 55-60 km’lik bisiklet sürüşü sonrasında bu güzel bisiklet sürüş gününü de tamamlamış oldum.

Bir Yorum Yazın

Sedat Kartal

Sedat Kartal

Avukat / Bisikletçi / SK Blog Sahibi - İstanbul’da doğdu. Bisiklet sporu merakı yanında basılı ve dijital medya alanında dergi editörlüğü ve görsel yönetmenlik yaptı. Webmaster site tasarımcılığı ile kendi kişisel blog ve avukatlık sitelerinin tasarımlarını hazırladı ve yayınladı.

Benzer Yazılar